Ekonomiyi yakinen takip edenler bilirler, hem ülkemiz de  hem de başka ülke verileri (başta ABD olmak üzere) pek çok farklı ekonomik gösterge  verileri hemen hemen her gün açıklanır ve bunlar üzerinde ülke ve dünya ekonomisi ile ilgili yorumlar yapılır.

Yazımızın başlığı büyüme ve kalkınma kavramlarını irdeleyeceğimiz   için ülkemizde en son açıklanan 2022 yılı ilk çeyrek büyüme rakamına bakarak başlayalım.TÜİK verilerine göre 2022 ilk çeyrek te ülkemiz  7.3 büyüme gerçekleşmesi olduğunu öğrendik. Büyüme rakamına baktığımızda son derece iyi bir büyüme olduğu görülmektedir. Nasıl büyümüşüz bunun içerisinde neler var (yatırım, tüketim harcamaları vb)  başka bi yazı konusudur. Bu yazımızda büyüme ile kalkınmanın farklı kavramlar olduğunu ifade etmeye çalışacağız. Büyümek mi kalkınmak  mı daha önemli,  hadi bakalım.

Ekonomik büyüme ülkenin üretim hacmindeki bir artıştır. Dolayısıyla

ekonomik büyüme sadece sayısal bir kavram olarak ele alınmaktadır. Oysa ekonomik kalkınma ekonomideki niteliksel gelişmelerdir. Yani büyüme niceliksel göstergeleri ifade ederken kalkınma Niteliksel gelişmeleri ifade etmektedir. Biraz daha açalım;

“Ekonomik büyüme, nüfusunda ve kişi başına düşen ürünlerde sürekli bir artış olarak tanımlanabilir.” Ekonomik kalkınma, bir ülkenin sosyo-ekonomik yapısında iyileştirici değişiklikler anlamına gelir. Bu tanımlardan, ekonomik kalkınmanın bir ülkenin sosyal, politik ve kültürel kalkınmasını kapsadığı anlaşılmaktadır. Ekonomik kalkınmayı

ölçmek, GSYİH’yı ölçmek kadar kesin değildir Ekonomik kalkınma, “milli gelirin büyümesini teşvik ederek toplumun ekonomik refahının artmasına yol açan bir ülkenin mevcut kaynaklarının kullanım derecesinin artırılması ve verimliliğinin artırılması süreci” olarak tanımlanabilir.

Dolayısıyla ekonomik büyüme ülkelerin ekonomik kalkınması için gerekli bir koşul olabilir, ancak yeterli bir koşul değildir. ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda ilerleme kaydedilmesi ve toplum refahının artmasıdır.

iktisadi kalkınma, sosyal kalkınma, kültürel kalkınma gibi sadece

iktisat disiplininde değil, diğer birçok disiplinde de kullanılan bir kavramdır. Gelişmeyi, ilerlemeyi ifade etmek için kullanılan kalkınma kavramının anlamı, toplumların yaşadığı değişim süreçlerine paralel olarak farklı içerikler kazanmıştıri

Kalkınmaya, insani, sosyal, kültürel, çevresel ve mekansal boyutları da katma amacı taşıyan yeni kalkınma anlayışı, ekonomik büyüme kavramı yanında, yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı ve bölgesel dengesizlikler gibi unsurların da kalkınma tanımları içinde yer almasını öngörmektedir.

Kalkınma, küreselleşen dünyada ortak çıkarların sürdürülebilir şekilde sağlanması için, dünyayı bir bütün olarak algılayan ve gelişmiş olsun az gelişmiş olsun tüm ülkelerin ortak sorumluluklar yüklendiği ve işbirliği halinde hareket ettiği bir anlayış olarak anlaşılmalıdır. Bunların yanında, yeni kalkınma yaklaşımında, beşeri ve doğal kaynakların doğru yönetimi, eşitlik, sosyal adalet, demokratikleşme, sivil toplumun yaygınlaştırılması, adem-i merkeziyetçilik, kaynakların yönetiminde yerel sivil topluma

hükümetin yanında söz hakkı tanınması gibi unsurlar ön plana çıkmaktadır.

Özetle, klasik kalkınma anlayışında, kişi başına düşen milli gelir gelişmişliğin en belirleyici ölçütü olarak kabul edilirken; yeni kalkınma anlayışında, bir ülkede milli gelirdeki artışın yüksek olması, tek başına o ülkeyi gelişmiş bir ülke yapmak için yeterli görülmemektedir. Gelişmiş bir ülkede, ekonomik büyümenin yanında, ulusal gelirin dengeli dağılımı, bölgelerin dengeli gelişimi, sağlık ve eğitim gibi hizmetlerin

herkese tatmin edici derecede sunulması, bilgi ve iletişim teknolojisinin

yaygınlaştırılması (sosyal ve kültürel alt yapının iyileştirilmesi, çevre ve çevre koruma bilincinin geliştirilmesi, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımının arttırılması ve insan haklarının geliştirilmesi gibi siyasal, toplumsal ve kültürel gelişmelerin de sağlanması gerekmektedir. Dolayısıyla, her ne kadar ekonomik büyüme, kalkınmanın diğer boyutlarının da sağlanması için gerekli bir ön şart

niteliğinde ise de, bu anlamda bir garanti değildir. Kalkınma kavramını ekonomik büyümeden ayıran en önemli özellik, bu kavramın gelir artışının yanında, toplumun genelini kapsayan sosyal, siyasal ve kültürel yapılarda da bireyin yaşam kalitesini arttıracak değişim süreçlerini de kapsamasıdır.

Öz cümle büyüme gerekli lakin yeterli değil, eşit, toplumun her kesiminin, her anlamda Yaşam kalitesinin artması için KALKINMA gerekiyormuş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner12