Antibiyotik bağırsak mikrobiyatısını etkiliyor

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Arş. Gör. Diyetisyen Ekin Çevik, besinler ve mikrobiyata arasındaki ilişki hakkında değerlendirmelerini paylaştı.

14 Temmuz 2022 Perşembe 11:44
Antibiyotik bağırsak mikrobiyatısını etkiliyor

Genetik, doğum şekli, yaş, yaşamın sürdürüldüğü coğrafya, antibiyotik kullanımı ve en önemlisi uygulanan diyet, bağırsak mikrobiyotasını değiştiren faktörler arasında yer alıyor. Doğumdan sonra bağırsak mikrobiyotası üzerindeki ilk etkinin anne sütü veya formül süt aracılığı ile gerçekleştiğini belirten uzmanlar, bebeklikten sonra bağırsak mikrobiyotasının gelişimini sürdürdüğünü ifade ediyor. Batı diyetinin bazı önemli mikrobiyal türlerin kaybına neden olabildiğine dikkat çeken uzmanlar, Akdeniz diyetinin sağlıklı yaşam standardı olarak kabul edildiğini de belirtiyor.  

Organizma yüzeyine göre adlandırılıyorlar

Mikrobiyotanın bakteri, arke, protozoa, mantar ve virüsler gibi kommensal, simbiyotik ve patojenik mikroorganizmaların oluşturduğu ekolojik komüniteler olduğunu belirten Çevik, mikrobiyataların bulundukları organizma yüzeyine göre adlandırıldıklarını ifade etti.

Bağırsak-beyin iletişimi 3 mekanizma ile açıklanıyor

Diyetisyen Ekin Çevik, bağırsak-beyin iletişiminin üç olası mekanizma ile açıklanmaya çalışıldığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Birincisi, bağırsak mikroorganizmaları tarafından üretilen nörotransmiterlerin vagus siniri aracılığıyla beyne sinyal gönderebileceği yönündedir. Bu sayede hipotalamus ve diğer beyin bölgesi aktivitelerinde değişiklik meydana gelebileceği ve açlık-tokluk seviyelerinin etkilenebileceği tahmin ediliyor. İkinci olası mekanizma; bağırsak mikroorganizmalarının, bazı sitokinlerin salınımı için bağışıklık hücrelerini uyarması ve dolaşıma giren bu sitokinlerin beyne giderek buradaki en önemli bağışıklık hücresi olan mikroglianın olgunlaşması ya da aktivasyonunu etkileyebileceği şeklindedir. Son olarak; bağırsak mikroorganizmalarından salınan metabolitlerin dolaşım sistemi aracılığı ile beyne gelerek burada vagus sinirini aktive edecek nörotransmiter salınımını tetikleyebileceği ve açlık modülasyonunu etkileyebileceği düşünülüyor.”

Mikrobiyata obezite ile yakından ilişkili

Bağırsak-beyin ilişkisinin yanı sıra bağırsak sağlığının bağırsak homeostazı, fizyolojisi, bağışıklık sistemi ve konak metabolik yolları üzerinde net sonuçları olduğunu belirten Çevik, “Çeşitli çalışmalar mikrobiyotanın obezite, irritabl bağırsak sendromu, kronik inflamasyon, konstipasyon, karaciğer hastalıkları, besin alerjileri gibi durumlar ile yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Buna ek olarak lenfoid doku ve epitel ile etkileşime giren bağırsak mikrobiyotasının konak savunma sisteminin düzenlenmesi ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı biliniyor. B ve T hücrelerinin olgunlaşması ve serumda uygun immünoglobulin seviyelerinin korunması için sağlıklı bir mikrobiyota gereklidir. Ayrıca, bağırsak mikrobiyotasının bileşimi ve işlevindeki değişiklikler yaşlanma, nörogelişimsel bozukluklar, siroz, kardiyovasküler hastalıklar ve kanserle de ilişkilendiriliyor.” diye konuştu.

Bağırsak mikrobiyatasını değiştiren birçok faktör var

Arş. Gör. Ekin Çevik; genetik, doğum şekli, yaş, yaşamın sürdürüldüğü coğrafya, antibiyotik kullanımı ve en önemlisi diyetin bağırsak mikrobiyotasını değiştiren faktörler arasında yer aldığını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öyle ki; doğumdan sonra bağırsak mikrobiyotası üzerindeki ilk etki bebek beslenmesi anne veya formül süt aracılığı ile gerçekleşiyor. Bebeklikten sonra bağırsak mikrobiyotası gelişimini sürdürüyor ve diyetin bileşimi, bağırsak mikrobiyotasının şeklini, yapısını ve çeşitliliğini tanımlamanın anahtarı olmaya devam ediyor. Örneğin, yüksek karbonhidratlı diyetler Prevotella cinsinin; yüksek yağlı ya da yüksek proteinli diyetler ise Bacteroidetes mikrobiyal türlerinin bağırsakta gelişimini destekliyor. Diyet bileşiminin bu etkisi karbonhidrat, protein, yağ gibi bileşenlerin metabolitleri ile ilgilidir ve bağırsak mikrobiyotası tarafından üretilen kısa zincirli yağ asitleri olan asetat, bütirat ve propiyonatın konağın sağlığı üzerinde fizyolojik etkilere sahip olduğu bulunmuştur.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner12