Trajik bir hikayenin başlangıç yolculuğu!

 TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi 03 Mart 2018 tarihinde ziyarete açılmış olup, 30 Ocak 2019 tarihi itibariyle T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi olarak tescil işlemi gerçekleştirilmiştir.

18 Kasım 2021 Perşembe 20:49
Trajik bir hikayenin başlangıç yolculuğu!

 TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi 03 Mart 2018 tarihinde ziyarete açılmış olup, 30 Ocak 2019 tarihi itibariyle T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi olarak tescil işlemi gerçekleştirilmiştir.

Müzemiz açıldığı günden bu yana, gerek şehrimizden gerekse yurt içi ve yurt dışı olmak üzere ziyaretçilerin yoğun ilgisi ile karşılaşmıştır. Bugün itibariyle 400 bin ziyaretçi sayısına ulaşılmış olup, yıl içinde aylık ortalama 15 bin ziyaretçiyi ağırlamaktadır.

Gerek TÜRASAŞ’ ın tanıtılması, gerek geçmişi ve günümüzü anlatan malzemelerle demiryolu kenti olarak anılan Eskişehir’de demiryollarının gelecek kuşaklarca da benimsenmesi ve sevilmesi amaçlanmıştır.

Açık ve kapalı olmak üzere iki bölümden oluşan alanda TÜRASAŞ ve Demiryolu tarihini yansıtan çeşitli objeler yer almaktadır. Türkiye’nin ilk yerli aracı olma özelliğini taşıyan ve 1961 yılında TÜRASAŞ Eskişehir tesislerinde Türk mühendisleri ve işçileri tarafından üretilen Devrim Otomobili, Mehmetçik Buharlı Lokomotifi, 2200 tipi Buharlı Lokomotif, 24000 tipi Lokomotife ait makinist kabini ve daha fazlası müze koleksiyonunun parçası olarak TÜRASAŞ Eskişehir yerleşkesinde sergilenmektedir.

Müzemiz, ülkemiz genelinde tüm müzelerde uygulanan tatil günü olan Pazartesi günleri hariç, hafta içi 10:00-17:00 saatleri arasında ve hafta sonları 09:00-17:00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Ayrıca müzemizin açık alanında sergilenen Devrim Otomobili tüm ziyaretçilerimiz tarafından ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir.

YARIM ASIRLIK BİR HAYALDEN GERÇEĞE: DEVRİM ARABALARI

129 gün… 30 mühendis…200 işçi… 4 DEVRİM…

Türk Otomotiv Sanayiinin ilk göz ağrısı: DEVRİM ARABALARI


Ülkemizde 15 Mayıs 1961'de Ankara' da Otomotiv Endüstri Kongresi düzenlenmiş ve kongreden sonra Cumhurbaşkanı Cemal GÜRSEL, ülkenin gereksinimlerini karşılayan bir prototip motor ve otomobil üretilmesiyle ilgili karar alırken"Devlet Demiryollarımızın teknik imkânlarının müsait ve mükemmel olması hasebiyle, milli ekonomide mühim bir yer işgal edecek olan otomobil imalatı sanayinin kurulmasına liderlik etmesini uygun görmekteyim."


Cemal GÜRSEL

Cumhurbaşkanı


Sözleriyle üretim talimatını vermişti.


Türk Otomobili konusu, Ulaştırma Bakanlığı’na Sayın Devlet Başkanlığı’ndan alınan


"Devlet Demiryolları Fabrikalarında memleketimize has bir otomobil motoru imali ve örnek olarak bir yerli otomobil numunesi meydana getirilmesi ve bunun imalinden sonra da diğer memleketlerdeki emsalleriyle mukayesinin yapılarak görülecek noksanlarının zamanla izalesi ve işin tekemmül ettirilmesi"emriyle intikal ediyordu.


16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryolları Fabrikaları ve Cer Dairelerinin yönetici ve mühendislerinden 20 kadarı Ankara’ da bir toplantıya çağrılmış ve toplantıya başkanlık eden Genel Müdür Yardımcısı Emin BOZOĞLU,


Ulaştırma Bakanlığından alınan emri okumuştu. Emirde "Ordunun Cadde binek ihtiyacını karşılayacak bir otomobil tipinin geliştirilmesi" görevinin TCDD İşletmesine verildiği ve bu amaçla 1.400.000.-TL ödenek ayrıldığı belirtiliyordu.


Verilen termin 29 Ekim 1961…Yani tanınan süre 4,5 ay…Bu süre içinde bu çapta bir geliştirme çalışması yapılabilir mi? Bırakınız geliştirmeyi, hiçten yola çıkarak, çalışabilecek bir otomobil yapılabilir, böyle bir mucize gerçekleştirilebilir mi? Toplantıda söz alanların çoğu böyle bir projede seve seve çalışmaya hazır olduklarını, fakat böylesine kısa bir sürede sonuç alınabileceğini sanmadıklarını dile getirmeye çalışıyor, bir kısmı da "hayır" diyordu.


Yıl 1961 Otomobillerin üretim yeri Eskişehir Demiryolu Fabrikaları

İşyeri olarak seçilen atölyenin hazırlanması için Eskişehir’ e talimat verilip otomobili olanların 19 Haziran’ da Eskişehir’ de bulunmaları istenmişti. Dökümhane binası zemini, lokomotif kazanlarında kullanılmak üzere alınan sac levhalarla döşenmiş, kapının üzerine, kocaman rakamlarla kaç gün kaldığını gösteren bir levha asılmıştı.


Projenin bitimine dek bu levha, her gün bir azalarak, sonuna kadar orada kalmıştı. Atölyede bir baş üstü gezer vinç, çeşitli bankolar ve bir toplantı masası bulunuyordu. Yakınında bir de çay ocağı bulunan bu masa dört ay süreyle hem toplantılar için, hem dinlenme, hem de gerektiğinde çalışma masası olarak kullanılıyordu. Zamana karşı yapılan yarışın kazanılmasında görev alan mühendisler ve işçiler proje süresince hafta sonları da dâhil her gün, en az 12’ şer saat, gerektiğinde bazı geceleri sökülmüş bir otomobil sedirinin üzerinde birkaç saat kestirmek suretiyle işbaşında kalmaktan kaçınmıyordu.


Bu özel projede çalışanlar için açlık duygusu projenin heyecanına yeniliyordu. Şasi Gövde Teknik Grubundan yüksek mühendis Hamit İŞERİ: "Öğle yemeğinde akşam yemeğinde beraber oturamazdık, çünkü o kadar heyecanlıydık ki ne getirirlerse yiyoruz, hemen yiyip 5 dakika zarfında kalkıp tekrar işe… Onu yetiştirmek derdindeydik, korkuyorduk ama yetiştireceğimize de inandık." sözleriyle anlatır o günleri.


Çalışanlar hayatlarındaki zaman kavramını unuttular. Atölyeye kapanıldı, duvara kaç gün kaldığını belirten bir takvim asıldı ve Devrim için düğmeye basıldı. Devrim Türk mühendislerinin en zor şartlarda Dünya’nın teknolojisine ve tekniğine meydan okumasıydı.


Türkiye için beyaz bir devrim…


Günler geçtikçe ilk Türk Otomobili vücut buluyordu. Kimi motorunu yapıyor, kimi kaportalarını hazırlıyordu. Çalışanlar bir ilki gerçekleştiriyor Türkiye için beyaz bir devrim yapıyorlardı.


Bu Türkiye için hem zihniyet hem teknoloji devrimiydi. Yapılamaz denilen yapılmıştı, bu kadar kısa bir sürede, vagon üretilen atölyelerde Türk mühendis ve işçilerinin insanüstü emekleriyle 4 otomobil üretilmişti.

 Sanayimizde bir devrim yolu açacağı inancı ile otomobile "DEVRİM" adı verilmişti.

GECEKONDU

56 beygir gücünde motora sahip ve üretilen ilk otomobilimiz olan Gecekondu, malzeme, altyapı ve teknik imkânsızlıklara rağmen insanüstü bir çaba ile beklenmedik bir zamanda ortaya çıkabilme yetisine sahip olduğundan ve bu ilk otomobilin tamamlanması gereken eksiklikleri olması sebebiyle "Gecekondu" adını alıyordu.

MAVİ BONCUK

Gecekondu ile aynı motor gücüne sahip olan otomobilimizin rengi açık mavi olduğundan adı "Mavi Boncuk" konulmuştu. Eskişehir Demiryolu Fabrikaları Müdürü ve Otomobil Projesinin İmalat ve Montaj Grup Başkanı Mustafa ERSOY ve Şasi Gövde Teknik Grubundan yüksek mühendis Hamit İŞERİ açık mavi rengi seçen kişiler olmuştu.

SİYAH DEVRİM

Motor ve şanzıman işlerinde Ankara Motor Fabrikasının yardımcı olduğu 60 beygir gücünde motora sahip bu Devrim Otomobili resmiyet yansıması olarak görüldüğünden, siyah renkte üretilmiş makam aracı olarak kullanılması düşünülmüştür.

BEJ DEVRİM

65 beygir gücüne sahip motoru Ankara Motor Fabrikası takılan diğer kısımları Eskişehir Fabrikasınca tamamlanan Devrim’dir. 4 yerli araçtan geriye kalan tek örnek olan bej renkli Devrim Otomobili, 2018 yılından beri TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi’nde sergilenmektedir. Eskişehir’e gelen yerli ve yabancı turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği "Devrim" yapılışı kadar, hala çalışır durumda olmasıyla da dikkat çekmektedir.


TRAJİK BİR HİKÂYENİN BAŞLANGIÇ YOLCULUĞU…

Siyah renkteki Devrim’ in son kat boyası ancak 28 Ekim akşamı vurulabilirken, Pasta ve cilası Ankara’ ya sevk edilirken gece trende yapılmıştı. Eskişehir’den Ankara’ya yapılan bu yolculuk Devrim’in hem dünya sahnesine çıkışının hem de trajik hikâyesinin başlangıç yolculuğuydu.

Buharlı lokomotiflerle çekilen trende bacadan sıçraması muhtemel kıvılcımlardan ötürü güvenlik önlemi olarak benzin depoları boşaltılıp, araçlara sadece manevra yapabilecek kadar benzin konuluyordu. Motor performansını arttırmak için sıkıştırma oranı artırıldığından, motorları motor vuruntusu olmadan çalıştırmak için yüksek oktanlı benzin gerekirken, yüksek oktanlı benzin o zamanlar sadece Ankara'da bulunuyordu.


29 EKİM SABAHI

Tren sabaha karşı Ankara’ ya ulaşmıştı, Siyah ve Bej renkli Devrim Otomobilleri o zamanlar Sıhhiye semtinde bulunan Ankara Demiryolu Fabrikası’na indiriliyordu. Depolarında yalnızca birkaç litre benzin bulunuyordu. Asıl yakıt ikmalinin sabah Sıhhiye’ deki Mobil Benzin İstasyonundan yapılıp, sonra da Devrim Otomobilleri ile Meclis’ e doğru devam edilmesi planlanıyordu. 29 Ekim sabahı, Devrimler oldukça kalabalık bir trafik ekibinden oluşan motosikletli eskortun arasında yola çıkmıştı.


Çıkmıştı ama eskorttakiler, benzin alma işinden haberleri olmadığı için, Mobil’ e uğramadan yola devam etmişti. Meclis’ in önüne gelindiğinde durum anlaşılıp acele getirilen benzin otomobile konuluyordu. Diğer arabaya konulacağı sırada Cemal Paşa Meclis’ in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere Otomobile binmişti. Yola çıkıldı, fakat 100 metre kadar sonra motor öksürerek durdu.

Cemal Paşa’ nın "Ne oluyor?"" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rıfat SERDAROĞLU "Paşam, benzin bitti." cevabını verdi. Paşa’ dan özür dilenilerek diğer Devrim Otomobiline geçmesi rica edildi. Buna uyan Cemal Paşa yeni otomobille Anıtkabir’ e doğru devam etti. İnerken ünlü "Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz" sözlerini sarf etti.

Devrim Türk sanayii tarihinde azim ve başarıyla hem yeni bir sayfa açmış hem de o sayfayı kendince trajik bir sonla kapatmıştı.

Tüm ülkede, üniversitesinden, basınına, bir avuç sanayicisinden, politikacısına, sesini duyurabilen herkes Türkiye’de ne otomobil, ne de motor yapılabileceğine inanıyor, özel sohbetlerde, röportajlarda, hatta film gösterili konferanslarda bu görüş vurgulanıyordu.

Fakat inanılmaz olan gerçekleşmiş ve 29 Ekim 1961 sabahı Türkiye’ de yapılan bir otomobil, kaportası pürüzsüz olmasa da, kendi tekerlekleri üzerinde ve yine Türkiye’ de yapılan yerli motoruyla hazır bulunuyordu.


100 metre gidip bozuldu

Ertesi gün bütün gazetelerin söz birliği etmişçesine "100 metre gidip bozuldu" başlığını attıkları Devrim Otomobili, aynı gün Hipodrom’ daki resmigeçit törenine katıldı. Fakat ne bundan, ne de Cemal Paşa’ nın Anıtkabir’ e bir başka Devrim otomobili ile gittiğinden söz edilmiş; yalnızca haber, yorum ve fıkralarda harcanan bunca paranın boşa gittiğinden dem vurulmuştu.


Oysa aynı yıl Tarım Bakanlığı bütçesine konmuş bulunan "At neslinin ıslahı" için 25 Milyon TL ödenek ve sonucundan kimse söz etmemişti.

Devrim Otomobillerinin neredeyse tamamı, memleketimizde otomobil imalatı için gereken modern tesisler ve imkânlar mevcut olmadığından el emeği ile yapılmıştı.


Otomobiller normal bir üretim süresinin 1/10’u kadar bir sürede ve maliyetinin 1/100’ü kadar bir maliyet fiyatına üretilmişlerdi.

Çalışmalar ancak araştırma ve geliştirme mahiyetinde olup seri imalat değildi. Memleketimizde gereken modern tesis ve teşekküller kurulur ve senede 10 binin üzerinde bir imalat olursa böyle bir otomobilin satış bedelinin o günkü değerde 30 bin lirayı geçmeyeceği tahmin edilmekteydi. O dönemde yabancı marka bir otomobilin fiyatı 50 bin TL’den başlamaktaydı.


 

SAYGI VE MİNNETLE ANIYORUZ

Bugün Türkiye’nin ilk yerli otomobilini üreten kahraman mühendislerimiz ve işçilerimiz, meslek onurlarını ortaya koyarak imece ve alın teriyle kazandıkları başarının kanıtı olan Devrim Arabalarını ürettikleri o günleri gözleri dolarak anıyorlar. Bizler de Türk Otomotiv Sanayiinin kilometre taşı olan Devrim Arabalarını Ülkemize ve Milletimize kazandıran yüce gönüllü emektarlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz.

 Kaynak: TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi

Son Güncelleme: 22.11.2021 12:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.